top of page
  • Absorbsiyon
    Absorbsiyon, tıp dünyasında emilme ve soğurma anlamında kullanılır. Alınan besinlerin ve gıdaların bağırsaklardaki sindirimi absorbsiyona örnek olarak verilebilir.
  • Adaptasyon
    Adaptasyon; canlının belirli bir çevrede hayatta kalma şansını artıran kalıtsal özelliklerin tümüdür ve doğal seçilim sonucu oluşur. Bir canlı bu kalıtsal özelliklere sahip olduğunda çevreye adapte (uyum sağlamış) olmuş olur. Adapte olan canlıların hayatta kalma şansı arttığı gibi, türün yok olma ihtimali de azalmış olur.
  • Adaptif Yayılma
    Monofiletik (yani bir atadan) bir taksonun evrimsel olarak birçok farklı forma veya hayat tarzına (yani adaptif zonlar) ayrılması durumuna adaptif yayılma denir.
  • Adenokarsinom
    Adenokarsinom, glandüler hücreler diye adlandırılan vücudun mukus salgılayan hücrelerinden kaynaklanan bir kanser tipidir.
  • Adezyon
    Adezyon, birbirinden farklı yüzeylerin birbirlerine yapışma eğilimidir. Adezyon, sıvılarda ve katılarda oldukça etkili iken gazlarda pek etkili değildir. Yağmur damlalarının camın üzerinde kalması, adezyona örnek olarak verilebilir.
  • Adli Entomoloji
    Maktül/Maktüle’nin ölüm saatini belirlemede böcek ve diğer eklembacaklıların ergin ve larvalarından yararlanılan ve saati doğruya yakınlıkta ya da yaklaşık olarak tahmin etmeye çalışan bir bilim dalıdır.
  • Adsorban
    Adsorban, sıvı veya katı yüzeyinde adsorbatın konsantrasyonunu artıran veya adsorplayan maddeye denir.
  • Adsorbat
    Sıvı veya katı yüzeyinde konsantrasyonu artan, adsorplanmış maddeye adsorbat denir.
  • Adsorpsiyon
    Adsorpsiyon, bir yada birden fazla maddenin bir yüzeyde bir yüzey ve yüzeyler arası tabaka oluşturacak şekilde toplanmasıdır.
  • Aglütinasyon
    Kan elbette yalnızca bir sıvı değildir; plazma, hücreler, enzimler, proteinler, antikorlar, antijenler ve diğer bileşenleden oluşan karmaşık yapılı bir karışımdır. Farklı sebepler sonucunda değişik formlarda bulunabilir. Kanın antikor ve antijenlerin tepkileri yüzünden çökelmesi durumuna Aglütinasyon adı verilir.
  • Alel
    Kromozom üzerinde belirli bir noktada bulunan, belirli bir genin, bilinen farklı çeşitlerinden (çeşitliliğinden, varyasyonlarından) her birine verilen isimdir. Bir diğer deyişle, bir genin değişik biçimlerine genetikte verilen addır. Genlerde aynı karakteristik özelliklerin ortaya çıkmasını sağlayan genlerden her biri aleldir.
  • Alerji
    Alerji, vücudun, aslında zararlı olmayan bazı maddelerden veya hava şartlarından etkilenmesi ya da psikolojik etkenler sonucu bazı maddelere aşırı reaksiyon göstermesidir. Normalde vücudu koruyan bağışıklık sistemi, bazı insanlarda zararlı olmayan birtakım çevresel antijenlere (alerjen) karşı da aşırı yanıt verir. Bu reaksiyonlara "alerji" adı verilir. Alerjik reaksiyonlar tek tip değildir, birçok yolla ortaya çıkarlar, vücudun değişik bölümlerinde meydana gelebilirler ve çeşitli şiddette olabilirler. Alerjik reaksiyonlara neden olan maddelere "alerjen" denir.
  • Allopatrik Farklılaşma
    Coğrafî izolasyonla yeni türlerin meydana gelmesine allopatrik farklılaşma denir.
  • Amino Asit
    Amino asit; proteinlerin oluşturduğu temel yapı taşlarıdır. Proteinler, vücut tarafından sindirilerek amino asitlere bölünürler. Bu amino asitler daha sonrasında belirli görevler için birleşerek vücutta farklı görevleri yerine getirirler. Bu görevler kalp, kas, göz, deri gibi dokuları oluşturmaktır. Bu yüzden amino asitler vücut için en önemli maddelerden bir tanesidir.
  • Angina Pektoris
    Kalbe ihtiyacı olan kan ve oksijen ulaşmadığında meydana gelen göğüs ağrısını ifade eder.
  • Anizogami
    Bir cinsiyetin diğerinden daha büyük (yumurta ve sperm) eşey hücresi ürettiği eşeyli üreme şeklidir.
  • Anorexia Nervosa (Anoreksi)
    Anorexia nervosa (anoreksi), çoğunlukla genç kadınlarda görülen ve sıklıkla yaşamı tehdit eden kilo kaybına yol açan, aşırı şişmanlama korkusu ve besinlerden kaçma ile karakterize bir psikolojik hastalıktır.
  • Antijen
    Vücuda girmesiyle birlikte antikor oluşumunu sağlayan virüs, bakteri, parazit gibi protein yapısındaki maddelere antijen adı verilir. Her bir antikor kendisiyle uyumlu bir antijene sahiptir ve sadece onu tanıyabilir.
  • Antikor
    Antikor (antibody) veya immünglobulin; doğada bulunan maddelerin veya canlılara ait hücrelerin üzerinde bulunan ve vücudumuz tarafından tanınan antijen ismindeki biyolojik maddeleri tanıyıp bağlanabilen karmaşık moleküllerdir. Buna göre, her bir antikor kendisiyle uyumlu bir antijene sahiptir ve sadece onu tanıyabilir. Başka bir deyişle, her bir antijene karşı ayrı ayrı antikor üretilir. Bu anlamda, vücudumuz doğada bulunan hemen her biyolojik maddeye karşı antikor üretebilme kapasitesine sahiptir.
  • Apoenzim
    Apoenzim koenzimle birleşme durumunda olan aktif enzimin (diğer adıyla holoenzim) inaktif olduğu proteinle yüklü bölgesi olarak adlandırılır.
  • Arjiri
    Gümüş, insan vücudundan kolaylıkla atılabilen bir element değildir ve sürekli olarak vücutta depolanır. Gümüşe, gümüş tozuna ve hatta gümüş içerikli diğer kimyasal bileşiklere uzun süreli maruz kalmak, vücuttaki gümüş miktarını hızla artıracaktır. Bunun sonucunda gümüşe fazla maruz kalmış kişi, mor bveya mavi bir renk almaya başlar. İşte bu durum tıp biliminde "Arjiri" olarak bilinmektedir.
  • Atmosfer Basıncı
    Açık hava basıncı, atmosfer basıncı, atmosferik basınç veya barometrik basınç; belirli bir yüzeye, üzerindeki atmosfer kolonu tarafından uygulanan birim kuvvette verilen isimdir. Atmosfer basıncı genellikle civalı ve aneroid (sıvısız) barometreler ile ölçülür.
  • Bakteriyel Yapay Kromozom (BAC)
    DNA parçacıklarını kopyalamakta kullanılan ve bir cins bakteride bulunan bir madde.
  • Bakteriyofaj
    Bakteriyofaj, bakterileri enfekte eden virüslerdir.
  • Balistik
    Balistik veya diğer bir adıyla atış bilimi, mermi ve füzelerin hareketlerini inceleyen bir bilim dalıdır. Uygulamalı mekaniğin bir kolu olarak düşünülebilir. 4 bölüme ayrılır: İç balistik, dış balistik, hedef balistiği ve yara balistiği. İç Balistik: Mermi veya füzenin, silahta veya tesir sahasındaki hareketini inceler. Dış Balistik: Merminin veya füzenin silahtan çıktığı ve hedefe varıncaya kadarki olaylarını inceler. Hedef Balistiği: Merminin veya füzenin hedefteki etilerini inceler. Yara Balistiği: Mermi veya füze eğer cansız bir varlığa değil de canlı bir dokuya isabet ediyorsa, yara balistiği incelemesi yürütülür.
  • Başkalaşım
    Bazı böcek ve kurbağa gibbi canlıların, yumurtadan çıktıktan sonraki gelişme evrelerinde yapısal değişikliğe uğrayarak atalarına benzer hale gelmelerine denir. Başkalaşım geçiren canlılara örnek olarak: kelebek, kene, kurbağa, sinek vb. verilebilir.
  • Bazal Metabolizma
    Bazal metabolizma; Canlının tam dinlenme sırasında kas hareketi yapmadan, vücuttaki canlılık olaylarının sürmesi için gereken enerjiyi sağlayan metabolizmaya bazal metabolizma denir. Yemekten 12 saat sonra tam dinlenme anında vücudun sadece yaşamaya yetecek fonksiyonlarını sürdürecek kadar ihtiyacı olan enerji seviyesidir. Bazal metabolizma hızı kullanılan oksijen miktarı ve oluşan kalori ölçülerek bulunabilir. Bazal metabolizma canlının yaşına, vücut ağırlığına, cinsiyetine ve çevre faktörlerine göre değişir.
  • Besin
    Yaşamı sürdürmek için gereksinim duyulan inorganik ve organik kimyasal maddeleri topluca belirten terime “besin” denir.
  • Beslenme
    Sağlığı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin öğelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak için bilinçli yapılması gereken bir davranıştır.
  • Biyobenzerlik
    Biyobenzerlik, halihazırda onaylanmış başka bir biyolojik ilaca oldukça benzeyen biyolojik bir tıbbi üründür. Avrupa Birliği içinde biyobenzerler, tüm biyolojik ilaçlar için geçerli olan aynı farmasötik kalite, güvenlik ve etkinlik standartlarına göre onaylanmıştır. Biyobenzer ve biyoeşdeğer arasındaki fark, biyobenzer ifadesinin biyolojik ilaçlar için geçerli olması ve iki biyolojik müstahzarın birbirine tam anlamıyla eşdeğer kabul edilmemesidir.
  • Biyoeşdeğerlik
    Biyoeşdeğerlik, farmasötik eşdeğer olan iki müstahzarın aynı dozda verilişinden sonra biyoyararlanımlarının ve etkilerinin benzer olmasıdır. Biyoeşdeğerlik çalışmalarında jenerik ürün, aynı etkin maddeyi aynı dozda içeren orjinal ürünle karşılaştırılır.
  • Biyoinformatik
    Biyoinformatik, biyolojinin çeşitli dalları, ancak özellikle moleküler biyoloji ile bilgisayar teknolojisini ve bununla ilişkili veri işleme aygıtlarını bünyesinde barındıran bilimsel disiplin. Bir diğer tanımla, karmaşık biyolojik verilerin derlenmesi ve analiz edilmesi bilimidir. En kısa şekliyle biyolojik bilginin saklanacağı veri tabanlarının organize edilmesi ve bu bilginin bilgisayar yardımıyla incelenmesi ve işlenmesi olarak ifade edilebilir.
  • Biyokütle
    Biyokütle, yaşayan ya da yakın zamanda yaşamış canlılardan elde edilen fosilleşmemiş tüm biyolojik malzemenin genel adıdır. Biyokütle, bir enerji kaynağıdır ve endüstriyel anlamda biyokütle, bu biyolojik maddelerden yakıt elde edilmesi ya da diğer endüstriyel amaçlarla kullanılması ile ilgilidir.
  • Biyom
    Biyom, biyosferin aynı iklim koşullarında ve aynı bitki örtüsünün egemen olduğu çok geniş bölümlerini belirten çevrebilim terimidir. Yeryüzündeki birbirine bitişik, benzer yayılmış yaşam alanları olarak da tanımlanabilir. Her biyomda, egemen bitki örtüsü, o biyoma özgü bir dizi hayvan topluluğunu barındırır.
  • Biyoteknoloji
    Biyoteknoloji; hücre ve doku biyolojisi kültürü, moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi doğa bilimlerinin yanı sıra makine mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği gibi mühendislik dallarından yararlanarak, DNA teknolojisiyle bitki, hayvan ve mikroorganizmaları geliştirmek, doğal olarak var olmayan veya ihtiyacımız kadar üretilemeyen yeni ve az bulunan maddeleri (ürünleri) elde etmek için kullanılan teknolojilerin tümüdür.
  • Biyotransformasyon
    Biyotransformasyon, vücuda giren herhangi bir maddenin organizmada kimyasal bir değişikliğe uğraması (metabolizma), yıkım ürünlerinin (metabolitlerin) oluşmasına verilen isimdir.
  • Biyoyararlanım
    Biyoyararlanım, etkin maddenin bir farmasötik dozaj şeklinden değişmeden sistemik dolaşıma geçiş hızı ve miktarıdır.
  • Bulimia Nervosa
    Bulimia nervosa (bulimi), nöbetler halinde ve gizleyerek büyük miktarlarda besini hızla yeme, ardından kilo almayı önlemek için kendini kusturma, suçluluk duygusu ve kendinden iğrenme, depresyon ile karakterize yeme bozukluğudur.
  • Büyüme Hormonu
    Büyüme hormonu, hücrelere amino asit taşınmasını kolaylaştırarak yağ metabolizmasını uyaran ve kas büyümesini ve hipertrofiyi destekleyen anabolik bir maddedir.
  • Crossing-over
    Crossover veya krossing over ya da parça değişimi mayoz bölünmenin profaz I evresinde görülen, çift halde bulunan kromozomların yaptığı parça değişimine verilen addır. Bunun sonucunda genetik rekombinasyon meydana gelir, yani farklı kromozomlarda bulunan genlerin alelleri birbiriyle yer değiştirir.
  • Tamamlayıcı DNA (cDNA)
    Tamamlayıcı DNA, Komplementer DNA veya cDNA, genetikte, ters transkriptaz enzimiyle katalizlenen bir reaksiyonda şablon olarak kullanılan olgun bir mRNA'dan sentezlenen DNA paçasına verilen addır. cDNA genellikle ökaryot genlerini prokaryotlara klonlamada sıklıkla kullanılır.
  • Çekinik Gen (Resesif Gen) Nedir?
    Baskın genin olduğu ortamda çekinik kalarak fenotip üzerinde etkisiz kalan gendir. Baskın gen bulunmadığı zamanlarda etkisini gösterir. Görülme sıklığı baskın özelliklere göre azdır. Küçük harfle gösterilir. Mavi göz rengi, çekinik gene bir örnektir ve bb ile gösterilir.
  • Çerçeve kayması mutasyonu (frameshift)
    Çerçeve kayması mutasyonu (frameshift), bir genin protein kodlayan kısmında birkaç baz çiftinin girmesi ya da çıkması ile oluşan mutasyon çeşididir.
  • Çevresel sinir sistemi (ÇSS)
    Çevresel sinir sistemi (ÇSS), beyin ve omurilik haricindeki sinirler ve gangliyondan oluşur. ÇSS'nin ana işlevi, merkezi sinir sistemi (MSS) ile organ ve uzuvlar arasındaki iletişimi sağlamaktır.
  • Çözelti
    Çözelti ya da solüsyon, iki ya da daha fazla maddenin herhangi bir oranda bir araya gelerek oluşturdukları homojen karışımdır.
  • Dalton Yasası
    Dalton yasası, bir gaz karışımı tarafından uygulanan toplam basıncın, ayrı ayrı gazların kısmi basınçlarının toplamına eşit olduğunu belirten ilkedir.
  • Dendrimer
    Dendrimer, birbirini tekrarlayan monomerlerin basamaklar halinde eklenmesiyle merkezden yüzeye doğru büyütülerek sentezlenen küresel makromoleküldür.
  • Dendrit
    Dendrit, nöronda diğer nörondan alınan elektrokimyasal uyartının somaya ( hücre gövdesine) iletilmesini sağlayan, dal benzeri yapılardır. Elektriksel uyartı dendrite art arda dizili nöronlar ve aralarındaki sinapslardan geçerek ulaşır. Dendritler uyartının sinapsdan alınması ve nöronunda oluşacak aksiyon potansiyelinin büyüklüğünü belirlemede etkin bir rolü vardır.
  • Deoksiribonukleik Asit (DNA)
    Deoksiribonükleik asit veya kısaca DNA, tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asittir. DNA'nın başlıca rolü bilgiyi uzun süre saklamasıdır. Protein ve RNA gibi hücrenin diğer bileşenlerinin inşası için gerekli olan bilgileri içermesinden dolayı DNA; bir kalıp, şablon veya reçeteye benzetilir.
  • Deplazmoliz
    Deplazmoliz, bir hücrenin izotonik ortamdan, hipotonik ortama konulmasıyla hücrenin osmoz kurallarına göre su alarak şişmesi durumudur. Plazmoliz olayının tersi olarak da düşünülebilir. Bitki hücreleri deplazmoliz olayı ile su alarak hacmi artacağından, hücrenin çeperine uyguladığı turgor basıncı da artar.
  • Depolarizasyon
    Aksonun hücre zarı üzerinde voltaj değişmelerine duyarlı voltaj kapılı iyon kanalları adı verilen Na+ ya da K+ iyonlarının kolaylaştırılmış difüzyonunu sağlayan proteinler bulunur. Çeşitli uyaranlarla akson zar potansiyeli değiştiğinde normalde kapalı olan bu kanallar açılır ve iyonların geçişine izin verilir. Zar potansiyelinin değişmesi sonucu açılan sodyum kanallarından Na+ iyonunun hücre içine doğru difüzyonu artar. Hücre içi dışarıya göre daha pozitif hâle gelir ve zar depolarize olur. Bu durum depolarizasyon olarak adlandırılır.
  • Desorpsiyon
    Adsorbe edilmiş maddenin yüzeyden ayrılması olayı desorpsiyon olarak adlandırılır.
  • Diploid ve Haploid Hücre
    Haploid hücreler yalnızca bir kromozom kümesi içerir ve diploid hücreler iki kromozom kümesi içerir. Haploid hücreler mayozla üretilir ve diploid hücreler mitoz ile üretilir. Diploid hücreler ana hücre ile aynı sayıda kromozoma sahiptirler ve haploid hücreler üst hücre kadar kromozom sayısının sadece yarısına sahiptir. Diploid hücreler, ana hücreden genetik olarak özdeştir ve haploid hücreler, ana hücre ile genetik olarak özdeş değildir.
  • Difüzyon
    Difüzyon, Geçişme veya Yayılma olarak da bilinir, maddelerin çok yoğun ortamdan, az yoğun ortama doğru kendiliğinden yayılmasıdır. Difüzyona olanak sağlayan kuvvet yoğunluk farkı olduğundan, difüzyon geçişi iki ortamın yoğunlukları eşitleninceye kadar devam eder. Mürekkebin suda, kolonyanın havada, şekerin çayda, parfüm kokusunun oda içinde yayılması difüzyona örnektir.
  • Disleksi
    "Özel öğrenme güçlüğü" olarak adlandırılan Disleksi'nin bazı belirtileri şu şekilde sıralanabilir: Harfleri anlamakta güçlük çekme Harf sırasını atlama Benzer eş sesli harfleri karıştırma Okuma esnasında bir sonraki alt satıra geçmede zorluk Hece tekrarları yapma Harfleri okurken, yazarken harflerin yerlerini değiştirme El-göz koordinasyonunu sağlayamama, atılan bir cismi tutamama veya cismi istenilen yere atamama.
  • Dispersiyon
    Dispersiyon, herhangi bir maddenin, başka bir madde içinde homojen ve küçük parçacıklar halinde çözünmeden yayılması veya dağılması durumuna verilen addır.
  • Diyabet
    Pankreastan salgılanarak kan şekerinin kullanımını düzenleyen insülin hormonu salgısının tamamen yada kısmen yetersizliği ve eksikliği sonucunda meydana gelen hiperglisemi ile karakterize karbonhidrat, lipid ve protein metabolizmasının bozulduğu bir hastalıktır.
  • Ekivalentlik-Eksik Baskınlık
    Ekivalentlik, genetik olarak aynı karaktere etki eden fakat birbirinden farklı özellik taşıyan iki genin, canlının genotipinde birbirine dominantlık göstermeyip ebeveynlerinden farklı yeni bir genotip oluşturmasıdır. Ekivalentlik eksik baskınlık olarak da bilinir. Birbirlerine eş baskın iki gen bir gamet oluşturduklarında gametlerin genotipleri ile fenotipleri birbirinin aynıdır. Bunun sebebi eş baskın iki genin oluşturacağı yeni karakterin ebeveynlerinden farklı olmasıdır. Bu durumda ekivalentlik görülen bir canlının genotipi ile fenotipi birbirinin aynı olmak durumundadır.
  • Ekson
    Protein ve enzimler üretilirken, DNA üzerindeki genlerin harf dizilimi örnek alınarak bu genlere karşılık gelen RNA kopya dizilimleri çıkarılır. Kopyalanan bu RNA'lar (mRNA-haberci RNA) yapılırken, genin harf dizilimi baştan sona tümüyle okunmaz. Bir kısım dizilim okunup kopyası çıkarıldıktan sonra, uzun bir bölüm okunmadan atlanıp başka bir bölüme geçilir ve oradan devam edilir. DNA'nın okunmadan atlanan bu bölümüne intron adı verilir. Genlerin kodlamaya katılmayan bu bölümü, toplam insan genbomunun yaklaşık %97'lik bir kısmını oluşturur. Kodlanan kısımlara ise ekson adı verilir.
  • Ekoloji
    Canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalına ekoloji denir.
  • Ekolojik niş
    Ekolojik niş, bir bireyin bulunduğu ortam içerisinde sahip olduğu veya yapmak zorunda olduğu bütün görev ve sorumluluklara denir.
  • Elektroforez
    Elektroforez, yüklü moleküllerin elektriksel bir alanda göç etmesi olarak tanımlanmaktadır. Sıvı veya katı bir ortama elektrik akımı uygulanması ile biyolojik moleküllerin ebatlarına göre kategorize edilmesine olanak sağlayan bir tekniktir.
  • Elektrokardiyografi (EKG)
    Elektrokardiyografi (EKG), kalp kasının ve sinirsel iletim sisteminin çalışmasını incelemek üzere kalpte meydana gelen elektriksel faaliyetin kaydedilmesi. Bu kayıt ile elde edilen grafiğe Elektrokardiyogram (EKG), kullanılan alete de Elektrokardiyograf denir. Bir akım yükseltici (amplifikatör) tarafından yükseltilen gerilimler genellikle ısıya duyarlı kâğıt üzerine kaydedilir.
  • Elektron taşıma sistemi (ETS)
    Elektron taşıma sistemi (ETS), NADH ve FADH2 gibi elektron taşıyıcılarının verdikleri elektronları ETS elemanlarında redoks tepkimelerine sokarak ATP üretimini sağlayan sistemin adıdır.
  • Emboli
    Bir damarda doku parçası, vejetasyon, bakteri kitlesi ya da yabancı bir kitleden oluşan tıkaca emboli denir.
  • Endosperm
    Endosperm ya da besidoku çoğu çiçekli bitkinin tohumlarında bulunan bir besin dokusudur. Embriyo'yu sarar ve ona nişasta formunda besin sağlar. Ayrıca yağ ve protein de içerebilir. Tahıl bitkilerinin endosperm'i insanlar için önemli bir nişasta kaynağıdır. Buğday endosperm'i ekmek yapımı için kullanılan un'un temelidir. Tam buğday ekmeğinde kepek (buğday'ın kabuğu) de bulunur. Buğday endosperm'i bira üretiminin ana kaynağıdır. Yenilebilir endosperm'in diğer örnekleri hindistan cevizi 'eti' ve hindistan cevizi 'suyu' dur.
  • Enfarkt
    Enfarkt, arteryel veya venöz kan dolaşımının ani bir yetmezliğe girmesi nedeniyle nekroz gelişmiş alana verilen addır.
  • Enzim
    Enzimler, canlıda gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonların aktivasyon enerjisini düşürerek reaksiyonları hızlandıran biyolojik katalizörlerdir. Biyokimyasal tepkimelerin gerçekleşme sürecini hızlandırır, ancak sürecin oluş biçimini etkilemezler.
  • Epigenetik
    Epigenetik, biyolojide, DNA dizisindeki değişikliklerden kaynaklanmayan, ama aynı zamanda ırsi olan, gen ifadesi değişikliklerini inceleyen bilim dalıdır. Diğer bir deyişle, ırsi (kalıtımsal) olup genetik olmayan fenotipik varyasyonları incelemektedir. Bu değişiklikler hücreyi ya da organizmayı doğrudan etkilemektedir ancak, DNA dizisinde hiçbir değişiklik gerçekleşmemektedir.
  • Eriyik
    İçindeki katı maddenin erimiş bulunduğu sıvı, mahlül, solüsyona verilen addır.
  • Evreka Anı
    Ünlü mucit Arşimet’in banyo yaparken suyun kaldırma kuvvetini aniden bulmasının ardından “Evreka” (Buldum!) diye çıplak bir şekilde dışarı fırlamasına atfen, bilim dünyasında “Evreka Anı” olarak tanımlanan duruma verilen isimdir.
  • Fagositoz
    Hücre zarından geçemeyen büyük katı moleküllerin yalancı ayaklarla hücre içine alınmasıdır. Hücre zarında oluşan yalancı ayaklar taşınacak maddeyi tamamen sararak zardan koparak ayrılır. Ayrılan kısım besin kofulu olarak sitoplazma vasıtasıyla lizozomla birleşir ve burada sindirim gerçekleşir.
  • Farmakokinetik
    Farmakokinetik, farmakoloji biliminin ilaçların vücuda emilimi, dağılımı, dönüşümü ve atılması gibi süreçlerini matematiksel modeller kurarak inceleyen bir alt dalıdır.
  • Farmakoloji
    Farmakoloji, ilaçlar konusunda araştırmalar yapan, ilaçların etkisini ve kullanışlarını konu alan bilim dalına verilen isimdir.
  • Farmakozom
    Farmakozomlar, fosfolipidlere bağlanan aktif hidrojen içeren ilaçların amfifilik fosfolipid kompleksleridir. Farmakozomlar ilaca daha iyi biyofarmasötik özellikler kazandırarak, biyoyararlanımın artmasını sağlar.
  • Farmasötik Şekil
    Farmasötik şekil veya dozaj formu, ilaç etkin maddesinin uygun taşıyıcı ve yardımcı maddelerle karıştırılarak hastalar tarafından kolay alınabilecek forma getirilmesidir.
  • Fisyon
    Fisyon, kütle numarası çok büyük bir atom çekirdeğinin parçalanarak kütle numarası küçük iki çekirdeğe dönüşmesi olayıdır. Fisyon reaksiyonlarında radyoaktif elementler kullanılır ve tepkimeler için bir ilk enerjiye ihtiyaç vardır. Reaksiyon sonucunda kararsız çekirdekler ve nötron oluşur.
  • Fizyoloji
    Fizyoloji canlıların mekanik, fiziksel ve biyokimyasal fonksiyonlarını ve sistemlerinin işleyişini inceleyen bilim dalıdır.Fizyolojiyle ilgilenen bilim insanlarına fizyolog denir.
  • Fosfokreatin (PCr)
    Fosfokreatin, ATP yoğunluğunu koruyarak kas hareketi için enerji sağlamada kritik bir rol oynayan enerji açısından zengin bir bileşiktir.
  • Fosforilasyon
    Fosforilasyon, bir fosfat grubunun organik moleküle bağlanmasıdır. Bu sayede ATP üretilir. Fosfat grubunun ayrılması ise defosforilasyon olarak adlandırılır. Dört çeşit fosforilasyon vardır : *Oksidatif fosforilasyon *Fotofosforilasyon *Substrat düzeyinde fosforilasyon *Kemosentetik Fosforilasyon
  • Fotosentez
    fotosentez ışık ile besin üretimidir.
  • Gamet
    Eşeyli üreyen canlılarda diploit (2n) kromozomlu eşey ana hücrelerinden mayoz bölünme ile oluşan haploit (n) kromozomlu eşey hücrelerine gamet (üreme hücresi) denir. Eşeysel üremede birleşip kaynaşan yumurta ya da sperm, birleşme sonunda yeni bir fert gelişimini başlatır.
  • Genetik
    Belirli kalıtsal özelliklerin örüntüsünü inceleyen bilim dalına genetik denir. Bir organizmanın yapısındaki genetik malzemenin tümü genom olarak adlandırılır.
  • Gen Tedavisi
    Gen tedavisi/terapisi/sağaltımı, genetik hastalıkların iyileştirilmesi amacıyla hastaya DNA aktarımı yapılmasıdır. Hastaya aktarılan yeni DNA, genellikle hastalığa yol açan mutasyonun etkilerini düzeltme işlevine sahip genler içerir.
  • Glikoz
    C6H12O6(Heksoz) molekül yapısındaki karbonhidrat. Karbonhidratların en küçük yapı taşıdır. Fotosentez ile bitkilerde üretilir. Vücut için temel enerji kaynağıdır. Çok sayıda glikoz özel bağlarla birleşerek nişastayı, selülozu ve glikojeni oluşturur.
  • Glukagon Hormonu
    Glukagon, pankreastaki Langerhans adacıklarının salgıladığı hormona verilen isimdir. Salgılanması kan glukoz düzeyinin düşmesiyle uyarılan glukagon, kan şekerini hızla arttırır; yani insülin etkisine ters tepki gösterir.
  • Glukoneogenez
    Glukoneogenez, kelime anlamı olarak glukozun yeniden yapımı anlamına gelir ki zaten bu reaksiyon glukozun yıkım reaksiyonu olan glikolizden sonra hücrenin glukoz ihtiyacına göre gerçekleşir. Glikolizin tersi gibi gözükse de gerçekte öyle değildir. Yolaktaki farklı hormon ve enzimler bu farkı oluşturur.
  • gRNA (Kılavuz RNA)
    gRNA, Kılavuz RNA, kompleksler oluşturduğu RNA veya DNA hedefleme enzimleri için kılavuz görevi gören bir RNA parçasıdır. (guide RNA, gRNA)
  • Diploid ve Haploid Hücre
    Haploid hücreler yalnızca bir kromozom kümesi içerir ve diploid hücreler iki kromozom kümesi içerir. Haploid hücreler mayozla üretilir ve diploid hücreler mitoz ile üretilir. Diploid hücreler ana hücre ile aynı sayıda kromozoma sahiptirler ve haploid hücreler üst hücre kadar kromozom sayısının sadece yarısına sahiptir. Diploid hücreler, ana hücreden genetik olarak özdeştir ve haploid hücreler, ana hücre ile genetik olarak özdeş değildir.
  • Hematopoez
    Hematopoez kan hücrelerinin oluşumuna verilen isimdir. Kan hücrelerinin bütün bileşenleri hematopoetik kök hücrelerinden kaynaklanır. Sağlıklı bir insanda, çevresel dolaşımı sağlayabilmek için günde yaklaşık olarak 1011–1012 yeni kan hücresi üretilir.
  • Hemoglobin
    Hemoglobin, kemik iliğinde üretilen ve kırmızı kan hücrelerinde depo edilen demir açısından oldukça zengin bir proteindir. Akciğerlere giren havanın içindeki oksijen, kanda bulunan hemoglobine yapışarak vücuttaki dokulara taşınır.
  • Hipertansiyon
    Normal şartlar altında tansiyon, yani damar çeperlerine uygulanan kan basıncı, hem bireyin kalbinin pompaladığı kan miktarına hem de atardamarlar veya toplardamarlarlardaki kan akışına karşı gösterilen direnç miktarına göre belirlenir. Hipertansiyon, kalpten vücuda taşınan kanın atardamar duvarlarına uyguladığı kuvvetin, kalp hastalığı gibi sağlık sorunblarına neden olabilecek kadar yüksek olduğu yaygın bir tıbbi duruma verilen isimdir. Hipertansiyon aynı zamanda yüksek tansiyon adıyla da bilinir.
  • Hipertrofi
    Hipertrofi ya da irileşim, bir doku ya da organın hacminin, temel yapı taşları olan hücrelerindeki büyüme nedeniyle artmasıdır.
  • Hipotalamus
    Hipotalamus, beyinde talamusun altında bulunan ve üçüncü ventrikülün tabanını oluşturan önbeyin bölgesidir. Küçük nukleuslardan oluşur ve en önemli görevlerinden birisi hipofiz bezi aracılığı ile beyin ve endokrin sistem arasındaki bağlantıyı sağlamaktır. Vücut sıcaklığı mekanizmasını, sempatik sinir sistemini ve hipofizin çalışmasını denetler. Susama, acıkma hislerinin merkezi olup vücut ısısını ve kan basıncını ayarlar. Ayrıca ürettiği RF maddesi ile hipofizi uyarır. İç denge (homeostaz) hipotalamus ile korunur.
  • Homeostasi
    Hücreden organizmaya kadar vücutta bulunan tüm yapıların sahip oldu bir denge vardır. Bu dengenin korunması vücut içerisinde gerçekleşen tüm faaliyetlerin ana amacıdır. Biyolojide homeostasi; bir canlının ya da bir hücrenin sahip olduğu iç dengesine denir. İç dengenin korunması ile canlı yaşamına sağlıklı olarak devam eder.
  • Homolog Kromozom
    Homolog kromozom, biri anneden biri babadan gelen şekil ve büyüklük bakımından aynı, aynı karaktere etki eden kromozomlardır. Gen dizilişleri genelde farklı olabildiği gibi aynı da olabilir. Mayoz bölünme sırasında tetrat, sinaps ve crossing-over homolog kromozomlar arasında görülür.
  • Homoplasi
    Bir organizma veya takson grubunda görülen ortak bir özelliğe homoplasi adı verilir. Bu benzerlik ortak bir atadan kalıtım sonucu değil, paralel veya uyumlu farklılaşmanın bir sonucudur.
  • Hormon
    Hormonlar; klasik anlamda endokrin organlar diye bilinen hipofiz, böbrek üstü bezleri, tiroit, paratiroit, gonatlar gibi kanalsız iç salgı bezlerinde sentez edilen ve kanla taşınarak gittikleri belli hedef doku hücrelerinde etki gösteren organik bileşiklerdir. Fakat klasik hormon tanımına uymayan, ama hormon etkisi gösteren bileşikler de vardır. Hipotalamik düzenleyici hormonlar, antidiüretik hormon, oksitosin, prostaglandinler, gastrin, sekretin, somatostatin, anjiotensin örnek verilebilir.
  • In Silico
    In Silico, bilgisayarda veya bilgisayar simülasyonu yoluyla gerçekleştirilen demektir.
  • In Vitro
    In Vitro (Latince'de cam içinde), canlı bir organizmanın dışındaki kontrollü bir ortamda belirli bir prosedürü gerçekleştirme tekniğini ifade eder. Hücresel biyolojide birçok deney organizmaların veya hücrelerin dışında yapılır. In vitro deneylerinin kalıccı zayıflıklarından biri, bir organizmanın, özellikle de bir mikrobun kesin hücresel koşullarını çoğaltamamalarıdır.
  • In Vivo
    In Vivo (Latince'de canlının içinde), kısmi veya ölü bir organizmanın aksine bütün, canlı bir organizmayı kullanan deneyleri ifade eder. Hayvan çalışmaları veya klinik çalışmalar in vivo çeşididir.
  • İlaç Taşıyıcı Sistemler
    İlaç taşıyıcı sistemler, bir bileşenin bir başka kimyasalla, bir ilaç uygulama aygıtıyla ya da ilaç uygulama süreciyle salım hızını, dokulara salınımını ya da her ikisini de kontrol eden sistemlerdir.
  • İnme (Felç)
    Beyninizin bir kısmına giden kan akışı azaldığında veya kesintiye uğradığında, beyin dokusunun oksijen ve besin almasını önleyen bir inme (felç) meydana gelir ve beyin hücreleri dakikalar içerisinde ölmeye başlar. İnmenin oluştuğu bölgedeki fonksiyonlarda geçici ya da kalıcı kayıplar oluşur.
  • İnsülin
    İnsülin, pankreasta yer alan beta hücreler tarafından üretilen ve kandaki glikoz seviyelerini düzenleyen bir hormondur. Glikoza tepki olarak salgılanan insülinin miktarı, kanda glukoz seviyesi yükseldikçe doğru orantılı bir şekilde artar. İnsülinin temel görevi kanda aşırı glukoz birikimini önlemektir. Bu hormonunun yetersiz salgılanması ya da görevini tam yerine getirememesi; diyabet, böbrek ve kalp rahatsızlıkları başta olmak üzere pek çok ciddi sağlık sorununa yol açabilir.
  • İnterferon
    İnterferon (İFN), vücut hücrelerinin çoğunluğunca sentezlenen ve bakterilere, parazitlere, virüslere ve urlara karşı etki gösteren bir proteindir. Sitokin olarak bilinen, glikoproteinlerin en büyük sınıfı altında incelenirler. Dört çeşit interferon vardır; İFN alfa - Akyuvarların ürettiği İFN beta - Vücudun diğer hücrelerince üretilen İFN gama - T lenfositlerce üretilen İFN tau - Trophoblast hücrelerince üretilen
  • İnterlökin
    İnterlökin, ilk kez görüldükleri beyaz kan hücreleri lenfositlerince ekspresse edilen gizli sinyalleme molekülleri olan sitokinlerin bir grubudur. Adı, lenfositlerden lökin ve haberleşme anlamında inter-den gelir. Keşfedildikleri günden beri çeşitli vücut hücrelerince üretildikleri bilinmektedir.
  • İntron
    Protein ve enzimler üretilirken, DNA üzerindeki genlerin harf dizilimi örnek alınarak bu genlere karşılık gelen RNA kopya dizilimleri çıkarılır. Kopyalanan bu RNA'lar (mRNA-haberci RNA) yapılırken, genin harf dizilimi baştan sona tümüyle okunmaz. Bir kısım dizilim okunup kopyası çıkarıldıktan sonra, uzun bir bölüm okubmadan atlanıp başka bir bölüme geçilir ve oradan devam edilir. DNA'nın okunmadan atlanan bu bölümüne intron adı verilir. İntronlar, mRNA ve protein kodlamasına katılmazlar. Genlerin kodlamaya katılmayan bu bölümü, toplam insan genomunun yaklaşık %97'lik bir kısmını oluşturur. Kodlanan kısımlara ise ekson adı verilir.
  • İnorganik Madde
    İnorganik maddeler, iyonik bağlı olan, suda çözünen, hızlı tepkime veren maddelere verilen isimdir. Organik maddeler canlı kaynaklarda bulunurken, inorganik maddelerde canlı madde bulunmaz. Biyolojik bir terim olan inorganik madde terimi, mineral, asit, su, tuz, baz gibi maddelerdir.
  • Semelpar ve İteropar Farkı
    Bir tür, hayatı boyunca tek bir üreme olayı gerçekleştirdikten ssonra ölmesi ile karakterize edilirse semelpar ve yaşamı boyunca çoklu üreme döngüleriyle karakterize edilirse iteropar olarak kabul edilir. Yani semelpar canlılar ömürleri boyunca tek sefer üreyen canlılarken, iteropar canlılar birçok kez üreyebilir. Örneğin bütün tahıllar semelpardır.
  • İzomer
    Aynı kimyasal bileşime sahip olup, atomları arasındaki bağlantı yapıları farklı olan moleküllere izomer adı verilir.
  • Kafein
    Kafein, çoğunlukla çay, kahve ve kakao bitkileri başta olmak üzere 63 tür bitkinin, meyvesi, tohumu ve yaprağında bulunan doğal bir uyarıcıdır. Vücuda alındıktan sonra merkezi sinir sistemine etki ederek uyanık kalmamızı sağlar ve yorgunluk belirtilerinin geciktirilmesinde rol oynar.
  • Kalori
    Besinlerin, dokular içinde yanarak vücudun sıcaklık ve enerjisini sağlama değerlerini gösteren ölçüye kalori adı verilir.
  • Kan Dopingi
    Bir başka kişiden alınan kanın veya sporcunun kendi kanının sportif performansı arttırmak amacıyla verilmesi kan dopingi olarak adlandırılır. Sporcunun kanını alıp, uygun koşullarda 5-6 hafta kadar beklettikten sonra, yeniden aynı sporcuya verilmesi şeklinde yapılan bir uygulamadır. Kan dopinginin amacı, kan alındıktan sonra yeni eritrositlerin oluşması, hemoglobin miktarının artması ve eski kanın tekrar verilmesi ile kan hücrelerinde meydana gelen artışla birlikte performansın arttırılmasıdır. Kısacası hedef, kaslara taşınan O2 miktarını arttırmak ve total aerobik gücü yükseltmektir.
  • Karsinoma
    Karsinoma; tıpta, epitel veya bezsel dokularda oluşan herhangi bir kanser, habis tümöral kütleye verilen isimdir.
  • Karyotip
    Karyotip, bir hücredeki kromozomların özdeş çift kromozomlar halinde eşlendikten sonra belli bir düzene göre sıralanmasıdır. Her bireyin kromozom sayısı, şekli ve büyüklüğü onun karyotipini ifade eder. Karyotipten faydalanılarak çeşitli türlerin kromozom haritaları çıkarılabilmektedir.
  • Katalizör
    Katalizör, bir kimyasal tepkimenin aktivasyon enerjisini düşürerek tepkime hızını artıran ve tepkime sonrasında kimyasal yapısında bir değişiklik meydana gelmeyen maddelerdir. Katalizörün tepkime üzerinde yaptığı bu değişikliğe kataliz denir.
  • Ketamin
    Ketamin, esas olarak anesteziyi başlatmak ve sürdürmek için kullanılan bir ilaçtır. Ağrı kesimi, sedasyon ve hafıza kaybı sağlarken alan kişiyi trans benzeri bir duruma sokar. Veteriner hekimler tarafından ketamin, sıklıkla anestezik ve ağrı kesici etkileri nedeniyle kedilerde, köpeklerde, tavşanlarda, farelerde ve diğer küçük hayvanlarda kullanılır.
  • Klad
    Soyağacındaki herhangi bir monofiletik evrimsel dala klad adı verilir.
  • Kladogram
    Türler arasındaki ilişkinin gösterildiği soyağacı kladogram olarak adlandırılır.
  • Kloroplast DNA (cpDNA)
    Bir bitki hücresinin kloraplast organelleri içinde yer alan DNA’ya, kloroplast DNA (cpDNA) adı verilir.
  • Kodon
    Proteinlerin sentezlenmesi için gerekli olan kodu içeren genler üçer nükleotidden oluşan kodonlardan oluşmaktadırlar. Her kodon tek bir amino asidi kodlar ancak bir amino asit birden fazla kodon tarafından kodlanabilir. Bunun nedeni 64 kodon ve sadece 20 amino asidin olmasıdır. Start kodonu AUG, stop kodonları ise UGA, UAA ve UAG'dir. Stop kodonları amino asidi kodlamaz.
  • Kohezyon
    Kohezyon kuvveti, aynı türde olan iki maddenin birbirini çekmesi şeklinde gerçekleşir. Bu sebeple kohezyon kuvvetine birbirini tutma da denir. Örneğin cama yapışan su damlalarının süzülerek birbirine karışması, aynı maddelerin birbirini tutma özelliğidir.
  • Kolloidal Çözelti
    Kolloidal çözelti, bir maddenin kendisi için çözücü olmayan bir ortamda 10-5-10-7 cm boyutlarında dağılmasıyla oluşan çözeltiye denir.
  • Kompetetif İnhibisyon
    Kompetetif inhibisyon, yapıları benzer iki substratın enzime bağlanmak için yarışması sonucunda, enzimin etkisiz hale gelmesine denir.
  • Korsakov Psikozu
    Korsakov Psikozu (Wernicke hastalığı) 19. yüzyılın sonlarında tanımlanmış nörolojik bozukluklardır. Organik ve inorganik maddelerle zehirlenme so­nucu veya Alkoliklerde ve uzun süreli tam açlık çekenlerde görülen 9. yüzyılın sonlarında tanımlanmış nörolojik bozukluklardır. Olmamış olayları sanki olmuş gibi hatırlarlar. Yön duyguları karmaşa içindedir, bulundukları yer ve zamanı şaşırabilirler. Hastalığa yakalananların beyinleri incelendiğinde limbik sistemde erimeler görülmüştür. Göz kaslarında yetersizlikler, çift görmeler bu hastalığın oluşturduğu kötü sonuçlardan bazılarıdır.
  • Kortizol
    Kortizol veya diğer adıyla stres hormonu, tehdit anında ortaya çıkan stresin yönetiminden sorumlu ana steroid hormondur. Başka deyişle vücudumuz bir tehdit algıladığında salgılanan doğal-koruyucu bir yanıttır. Tansiyon-kan şekeri seviyelerini kontrol etmeye, bağışıklık fonksiyonunu korumaya ve iltihabi reaksiyonu önlemeye yardımcı olur.
  • Kök Hücre
    Kök hücreler, olgunlaşmış hücreleri ve dokuları üreten, sürdürme ve farklılaşma kapasitesine sahip özellikli hücrelerdir. Embriyonik dokulardan, yağ dokusu ve kemik iliği gibi yetişkin dokulardan da elde edilebilirler. Ancak aynı zamanda farklılaşmış hücrelerin genetik olarak yeniden programlanması yoluyla da üretilirler.
  • Kreatin
    Kreatin, vücutta hücrelere, özellikle de kaslara enerji sağlamaya yardımcı olan organik bir asittir. Sentetik olarak yapılabilir, kırmızı et ve balıklardan doğal olarak karşılanabilir. Sporcularda ve yaşlılarda performansı ve kas kütlesini arttırmak için kullanılır. Ağırlık kaldırma veya yüksek yoğunluklu egzersiz sırasında kasların enerji üretmesine yardımcı olur. Aynı zamanda beyin bozuklukları, kalp yetmezliği, fibromiyalji, depresyon, şizofreni, Parkinson, kas ve sinir hastalıkları, cilt yaşlanması, multipl skleroz (MS) gibi hastalıkların tedavisinde yarar sağlar.
  • Ksenobiyotik
    Ksenobiyotik, (xenobiotics) Latince xeno (=yabancı, acayip) kelimesinden türemiş olup, dilimize organizmaya yabancı misafir olarak çevrilebilir. Besin maddeleri dışında vücuda alınan tüm kimyasal maddelere ksenobiyotik denir. Bu kimyasal maddeler herhangi bir organizmada üretilmemiştir. Ksenobiyotiklere örnek olarak ilaçlar, kimyasal karsinojenler, insektisitler, sigara dumanı, yiyecek katkı maddeleri, bitki metaabolitleri ve endüstriyel tarım ilaçları verilebilir.
  • Laktoz İntoleransı
    Laktoz intoleransı sütte bulunan temel karbonhidrat olan laktozun sindirilememesine bağlı olarak gelişen bir sindirim sistemi hastalığıdır. Laktoz intoleransı olan hastalar laktozun parçalanmasını sağlayan laktaz enzimini yeteri kadar üretemezler.
  • Lam
    Üzerine mikroskopta incelenecek madde konulan dar, uzun, 2,5 x 7,5 cm boyutlarındaki cam parçasına Lam adı verilir.
  • Lamel
    Mikroskop çalışmalarında kullanılan çok ince camdan yapılmış ve preparat (incelenmek üzere hazırlanan madde) üzerine koyduğumuz cam parçasına Lamel adı verilir.
  • Lipogenez
    Lipogenez, hayvan ve bitki bünyesinde yağ oluşması. Bitkilerdeki katı veya sıvı yağlar, protoplazma içinde dağınık bulunan sitozomlarda (yağ yapıcı cisimler) karbonhidratlardan meydana gelir. Hayvanlarda yağın üç kaynağı vardır; Birincisi, besinlerle alınan yağlardır. Dıştan gelen bu yağ, besini alan hayvanın vücudunda kendine özgü yağa dönüşür. İkinci kaynak, karbonhidratların değişiminden veya proteinlerin hidrolize uğrayarak ikiye bölünmesinden meydana gelen yağlardır. Üçüncü kaynak, dokuların yozlaşmasıdır. Herhangi bir sebeple (sinir kesilmesi, lokal kansızlık vb.) çalışmayan veya kötü çalışan her organ ister istemez dokularından bir kısmını yağa çevirir.
  • Lipozom
    Lipozom, küresel şekilli, bir ya da birden fazla lipit çifte tabakadan oluşan orta iç kısmında ve tabakalar arasında sulu faz bulunduran kapalı veziküldür.
  • Lokus
    Genetik ve genetik hesaplama alanında lokus, bir genin, bu genin alellerinden birinin ya da bir DNA dizisinin kromozom üzerinde düşünüldüğü yer veya DNA üzerindeki fiziksel özel konumudur. Belirli bir lokus üzerindeki DNA dizisinin herhangi bir varyantına ise alel denir.
  • Megaloblastik Anemi
    Megaloblastik anemi, folik asit eksikliğine bağlı gelişen normalden büyük eritrositlerin varlığı ile karakterize olan anemi (kansızlık) çeşididir.
  • Makrofaj
    Makrofaj, patojenlere (örneğin mikroplara) yanıt olarak oluşan sinyaller ile kanda dolaşan monosit hücrelerinden farklılaşan hücrelerdir. Hücre kalıntılarını, yabancı maddeleri, mikropları, kanser hücrelerini ve yüzeyinde belirli proteinlere sahip olmayan her şeyi fagositozla yutup sindirebilir.
  • Malformasyon
    Malformasyon, bir organ veya oluşumun doğuştan şekil bozukluğu göstermesi durumudur.
  • Metabolizma
    Canlı organizmada ya da canlı hücrede meydana gelen yapıcı ve yıkıcı nitelikteki kimyasal olayların tümünü içerir.
  • Metasentrik Kromozom
    Metasentrik kromozomlar, kromozomların kısa ve uzun kolunun uzunluğunun eşit olduğu kromozomlardır. Bu kromozomlar insanda 1, 3, 19 ve 20. kromozomlardır. Dengeli translokasyonlar sonucu oluşabilir.
  • Melanoma
    Melanoma, melanin adlı renk pigmentlerini üreten melanosit hücrelerinin kontrolsüz bir şekilde bölünüp çoğalması sonucunda meydana gelen cilt kanseri türüdür.
  • Mikro RNA (miRNA)
    Mikro RNA (miRNA), yaklaşık 21-23 nükleotit uzunluğunda tek iplikli RNA molekülü türüdür. Gen ifadesinin düzenlenmesinde rol oynar.
  • Mikrosatelit
    Mikrosatelitler, Basit dizi tekrarları, veya Kısa Bitişik Tekrarlar (STR) DNA'da bulunan, 1-6 baz çifti uzunluğundaki tekrar eden dizilerdir. Mikrosatelitler genetik anlamda nötral ve eş-baskındır. Genetikte bunlar akrabalık ve topluluk araştırmaları için moleküler belirteç olarak kullanılır.
  • Mimikri
    Mimikri veya taklitçilik, evrimsel biyolojide bir türün diğerine benzer özellikler geliştirmesidir. Kendilerine zarar verebilecek diğer türleri kandırmak ya da manipüle etmek için türlerin kamuflaj ve uyarı sinyalleriyle ilgilidir. Mimikri temel olarak avcılara karşı bir savunma olsa da bazen avcılar da mimikri kullanarak güvende hissetmelerini sağlayarak avlarını kandırır.
  • Misel
    Misel, kolloidal çözeltide dağılmış yüzey-aktif moleküllerin kümelenmesi ile oluşan yapıya verilen isimdir.
  • Mitokondriyal DNA (mtDNA)
    Mitokondriyal DNA (mtDNA), mitokondri organalinin sitoplazmaya benzer bir sıvı ile dolu olan matriks adı verilen bir kompartmanında bulunan, çift zincirden oluşmuş halkasal yapılı bir nükleik asittir.
  • Miyar
    Ana unsurlarına ayırmak veya başkalarıyla birleştirmek yoluyla cisimlerin niteliklerini belirtmeye yarayan madde, ayıraç, reaktife Miyar adı verilir.
  • Mononükleer fagositer sistem (MPS)
    Mononükleer fagositer sistem (MPS), bağışıklık sisteminin, yutma özelliğine sahip (fagositik) hücrelerini içeren ve bu hücrelerin pinositoz ve fagositoz yapmasıyla, vücut savunması ve artıkları temizleme işlerinde görev alan parçasıdır.
  • Mutajen
    Mutasyona neden olan fiziksel veya kimyasal ajanlardır. Bu ajanlar DNA üzerinde kalıcı değişiklikler oluşturur, mutasyon hızını artırır. Birçok mutajen aynı zamanda karsinojendir. DNA üzerinde kendiliğinden oluşan mutasyonlar da vardır; DNA replikasyon hataları, onarım hataları, rekombinasyon hataları vb.
  • Mutasyon ve Polimorfizm Farkı
    Mutasyon, DNA'nın yapısında normalden farklılaşmaya neden olan ve sıklık bakımından polimorfizmden daha nadir görülen genetik değişimleri kapsarken polimorfizm popülasyon genelinde daha yaygın olarak bulunan (%1 veya daha fazla), yaşam üzerine olumsuz etkisi olmayan genetik değişimleri ifade etmektedir.
  • Nefron
    Nefron, böbreğin en küçük yapısal birimidir. Böbrekte idrarın yapıldığı morfolojik üniteyi oluşturur. Bir böbrekteki nefron sayısı 1-2 milyon arasındadır.
  • Nekroz
    Nekroz, bir veya daha fazla hücrenin veya bir doku bölümü veya organın geri dönüşmez nitelikteki hasarından kaynaklanan ölüme verilen isimdir.
  • Nokta Mutasyonu
    Nokta ya da gen mutasyonları, DNA nükleotit dizisinde oluşan ve gelecek nesile aktarılabilen değişiklikler olarak adlandırılırlar. Nokta mutasyonlar, genellikle bir veya birkaç nükleottitte meydana gelen mutasyonlardır. DNA'da baz çifti yer değiştirmeleri sonucunda ya da bir baz çiftinin girmesi ve çıkması (mikroinsersiyon-mikrodelesyon) sonucunda oluşurlar. Tüm mutasyon durumlarında olduğu gibi nokta mutasyonlar sonucu meydana gelen fenotipik değişimler de, nokta mutasyonun neresinde gerçekleştiğine bağlıdır.
  • Nöron
    Sinir hücresi ya da nöron sinir sisteminin temel fonksiyonel birimi. Başlıca işlevi bilgi transferini gerçekleştirmektir. İnsan sinir sisteminde yaklaşık olarak 100 milyar nöron olduğu tahmin edilmektedir. Normal bir sinir hücresi 50.000-250.000 kadar başka nöronla bağlantılıdır. Yaptıkları özelleşmiş işlere bağlı olarak farklı şekillerde ve çeşitlerde olabilirler.
  • Obezite
    Sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi durumuna obezite adı verilir.
  • Okazaki Parçaları
    DNA ikileşmesinde, eşleşen sarmalların birisi 5'-3' yönünde yer alırken diğeri 3'-5' yönünde yer alır. Bu sebeple DNA polimeraz enzimi iki sarmalda birden ilerlerken 5'-3' yönündekini, okuma yönü doğrultusunda gittiği için daha kolay ve kesintisiz olarak kopyalarken; 3'-5' yönündekini ufak parçalar halinde kopyalayıp sonradan birleştirir. İlk önce kesik halde bulunan ve daha sonradan birleştirilen bu ufak parçalara "Okazaki parçaları" denilir.
  • Oksitosin
    Oksitosin, primer olarak beyinde nöromodülatör görevi olan bir memeli hormonudur. Beyinde hipotalamusta sentez edilir ve arka hipofizden salınır. Aynı zamanda kalpte de üretildiği ve salgılandığı bilinmektedir. Son zamanlardaki çalışmalar oksitosin hormonunun davranışlar üzerine etkisini de ortaya koymaktadır. Örneğin; orgazm, sosyal tanıma, eşler arasındaki bağ, anksiyete ve anne davranışları bu davranışlar arasında sayılabilir. Bu nedenle bu hormona bazen "aşk hormonu" da denmektedir. Oksitosin salgılanmasındaki yetersizlik sosyopati, psikopati, narsisizm ve genel manipülasyon eğilimi ile ilişkili bulunmuştur.
  • Onkogen
    Doğal yolla oluşan tümörlerde bulunan ve kanseröz olmayan hücrelerde eksprese edildiği zaman onların kanser hücresi gibi davranmasına neden olan normal bir genin mutant formuna onkogen denir.
  • Operon
    Operon, genetikte tek bir promotörün kontrolü altında bir gen kümesi içeren DNA'nın işlevsel bir birimidir. Laktoz operonu (lac operon), E. coli ve diğer birçok enterik bakteride laktozun taşınması ve metabolizması için gerekli olan bir operondur.
  • Otopsi
    Otopsi, bir cesedin ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi inceleme işlemine verilen addır. Otopsi genellikle ailenin isteği üzerine yazılı izin vermesi nedeniyle yapılır. Adli vakalarda ise savcının isteği üzerine otopsi yapılır ve aileden izin alınması gerekmemektedir.
  • Östrojen
    Östrojen, kadınların adet döngüsünde ve diğer memeli hayvanların dişilerinde estrus döngüsünde önemli rol oynayan steroid hormondur. Hormon tüm omurgalılarda ve bazı böceklerde de bulunur. Östrojen, hem erkek hem kadınlarda bulunmakla beraber, üreme yaşında kadınlarda seviyeleri çok daha yüksektir.
  • Patoloji
    Patoloji kelime anlamı itibariyle (pathos= hastalık, logos= bilim) hastalık bilimidir. Hastalıklar sonucu organlarda, hücresel düzeyde meydana gelen değişiklikleri inceler. Mikroskop altında hücrelerin görünümleriyle hastalıklara tanı koyar.
  • Partenogenez
    Partenogenez, bal arısı gibi bazı canlılarda yumurta hücresinin yani dişi gametin döllenme gerçekleşmeden gelişip yeni bir birey oluşturmasıdır.
  • PCR (Polimeraz Zincir Tepkimesi)
    Polimeraz zincirleme tepkimesi, DNA içerisinde yer alan, dizisi bilinen iki segment arasındaki özgün bir bölgeyi enzimatik olarak çoğaltmak için uygulanan tepkimelere verilen ortak bir isimdir. Esasen DNA’nın kendini çoğaltmada kullandığı doğal yolu taklit eder.
  • Periost
    Periost veya diğer adıyla kemik zarı, kemiğin enlemesine büyümesini sağlayan zar. Kemik zarı görevini yerine getiremezse kemiklerin enine büyümesi gerçekleşmez, kırılan kemikler iyileşemez, kemikler beslenemez ve buna bağlı olarak kemik gelişiminde bozukluklar görülür. Kemik zarı kemiği dış etkilerden korur.
  • Peristaltik Hareket
    Yemek borusu ve bağırsaklarda besinin ilerlemesini sağlayan düzenli kasılıp gevşeme hareketine peristaltik hareket adı verilir.
  • pH
    pH kısaltmasının anlamı açılımı "power of Hydrogen" yani "Hidrojenin gücü"dür. pH, 0'dan 14'e kadar değerler alabilen, bir çözeltinin 1 litresindeki hidrojen iyonunun yoğunluğunun ölçüsü olan ve çözeltilerin asitlik ya da alkalilik derecesini gösteren ölçektir. Aynı zamanda saf suyunda pH derecesi olan 7 pH nötr olarak kabul edilir. pH'ı 7'den düşük çözeltiler asidik, pH'ı 7'den büyük çözeltiler ise bazik yani alkalidir.
  • Pinositoz
    Pinositoz, hayvansal hücrelerin sıvı haldeki maddeleri, vezikül oluşturarak, sitoplazmalarına almalarına verilen isimdir.
  • Plasebo
    Plasebo, aktif olamayan, araştırılan formülasyona olabildiğince benzer olması için uydurulmuş fakat terapötik etkisi olmayan “sahte” ilaçtır.
  • Plazmoliz
    Hücre, kendisinden daha yoğun bir ortamda beklediğinde su kaybetmeye başlar. Bitki ve hayvan hücrelerinin hipertonik ortamda su kaybederek büzülmesine plazmoliz denir. Bitki hücreleri plazmolize uğradığında hücre zarı hücre çeperinden uzaklaşır.
  • Polarizasyon
    Dinlenme durumundaki (uyartı göndermeyen) bir sinir hücresi belirli bir zar potansiyeline sahiptir. Hücre içi ve hücre dışı iyon konsantrasyonları sodyum-potasyum pompası sayesinde korunur. Dinlenme konumundaki bir nöronun aksonu hücre içi negatif, hücre dışı pozitif elektriksel yüklü olduğundan polarize (kutuplu) durumdadır. Bu durum polarizasyon olarak adlandırılır.
  • Popülasyon
    Biyolojideki anlamı ile popülasyon, belli bir yerde belli bir zamanda bulunan, birbirleriyle çiftleşip üreyebilen ve aynı tür içinde yer alan canlıların oluşturduğu bireyler topluluğuna verilen isimdir.Bir popülasyonda sadece bir tür bulunabilir.
  • Post Mortem
    Bir cesedin fiziksel muayenesinde “ölüm sonrası” anlamında kullanılır. Adli Bilimler ve Patoloji’de genellikle “otopsi” terimi kullanılır.
  • Mutasyon ve Polimorfizm Farkı
    Mutasyon, DNA'nın yapısında normalden farklılaşmaya neden olan ve sıklık bakımından polimorfizmden daha nadir görülen genetik değişimleri kapsarken polimorfizm popülasyon genelinde daha yaygın olarak bulunan (%1 veya daha fazla), yaşam üzerine olumsuz etkisi olmayan genetik değişimleri ifade etmektedir.
  • Proteom
    Proteom, belirli bir zamanda bir genom, hücre, doku veya organizma tarafından ifade edilen veya ifade edilebilen tüm protein setidir. Belirli bir zamanda, tanımlanmış koşullar altında belirli bir hücre veya organizma türünde eksprese edilen proteinler kümesidir. Proteomik, proteomun çalışmasıdır.
  • Reaktif oksijen türleri (ROS)
    Reaktif oksijen türleri (ROS), O₂'den oluşan oldukça reaktif kimyasallardır.
  • Reflü
    Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması durumu, reflü olarak adlandırılır.
  • Çekinik Gen (Resesif Gen)
    Baskın genin olduğu ortamda çekinik kalarak fenotip üzerinde etkisiz kalan gendir. Baskın gen bulunmadığı zamanlarda etkisini gösterir. Görülme sıklığı baskın özelliklere göre azdır. Küçük harfle gösterilir. Mavi göz rengi, çekinik gene bir örnektir ve bb ile gösterilir.
  • Rekombinant DNA Teknolojisi
    Rekombinant DNA teknolojisi, doğada kendiliğinden oluşması mümkün olmayan, çoğunlukla farklı biyolojik türlerden elde edilen DNA moleküllerinin, genetik mühendislik teknolojisiyle kesilmesine ve elde edilen farklı DNA parçalarının birleştirilmesi işlemlerini kapsayan bir teknolojidir. Rekombinant DNA ise; bu işlem sonucu üretilmiş olan yeni DNA molekülüne verilen isimdir ve kısaca rDNA olarak yazılır.
  • Replikasyon
    Replikasyon, biyoloji bilimlerinde hücre, organizma ya da molekül gibi örneklerin tam olarak kopyalanması sürecidir.
  • Reseptör
    Reseptör, çeşitli uyarıları alabilen ve duyu organlarının yapısında bulunan özelleşmiş hücre, hücre grupları veya sinir uçlarına verilen isimdir.
  • Restriksiyon Enzimi
    Restriksiyon enzimi veya restriksiyon endonükleazı çift zincirli DNA moleküllerindeki belli nükleotit dizilerini tanıyan ve her iki zinciri birlikte kesen bir enzim türüdür.
  • Rigor Mortis
    Ölümden yaklaşık 2 ila 4 saat sonra ortaya çıkan ve genellikle 24 saat sonrasında ortadan kalkan, eklemleri kasıp katılaştıran doğal faaliyete Rigor Mortis; “ölüm sertliği” adı verilir.
  • RNA interferans (RNAi)
    RNA interferans (RNAi), RNA interferaz veya RNA girişimi, canlı hücreler içinde yer alan ve hangi genlerin aktif olacağını ve nasıl aktif olacaklarını belirleyen ve kontrol eden bir sistemin adıdır.
  • RNA Primerleri
    10-15 nükleotid uzunluğunda kısa RNA segmentlerine RNA primerleri adı verilir. Primaz enzimi RNA primerlerini sentezler. RNA primerleri replikasyon işlemini başlatır, çünkü yeni DNA ipliklerini sentezleyen enzim olan DNA polimeraz için bağlanma bölgeleri görevi görürler.
  • Saçkıran
    Alopesi areata ( Latince: Alopecia areata ) ya da halk arasındaki adıyla saçkıran ya da kılkıran hastalığı; saçlı deri, sakal bölgesi, kaşlar, kirpikler ve diğer vücut kıllarının, belli bir belirti olmaksızın, tüm vücuda yayılmış bir biçimde dökülmesiyle kendini gösteren bir hastalıktır. Hastalığın nedenleri olarak genetik, psikolojik stresler, hücresel ve humoral bağışıklık, endokrin, bulaşıcı ve sinirsel etkenlerin rolü olduğu öne sürülmekle birlikte, altta yatan neden tam olarak bilinmemektedir.
  • Sarkoma
    Sarkoma, kemiklerde veya yumuşak dokuda (bağ doku) başlayan geniş bir kanser grubunun genel isimlendirmesidir.
  • Sarkolemma
    Kas telini saran zara sarkolemma adı verilir.
  • Sarkopeni
    Sarkopeni, kas kütlesi ve kas gücündeki azalma olarak tanımlanabilir. Yaygınlığı giderek artan sarkopeni, daha çok yaşlılarda görülse de gençlerde ve çocuklarda bile rastlanabilen bir sorunudur. Temel nedeni yaşlılık olsa da kötü beslenme ve stres gibi faktörler de bu sorunun gelişmesine neden olabilir. Kesin bir tedavisi olmamakla birlikte egzersiz, sağlıklı ve yeterli beslenme ile kas kütlesindeki ve kas gücündeki azalmalar önlenebilir.
  • Sedanter
    Düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşam tarzıdır. Sedanter yaşam tarzı yaşayan bir kişi halk dilinde sersem ya da tembel olarak bilinir.
  • Sedimantasyon
    Sedimantasyon kelime anlamı olarak tortulaşma ve dibe çökme anlamına gelir. Alyuvarlar olarak da bilinen kırmızı kan hücrelerinin ne kadar çabuk dibe çöktüğü, yapılan sedimantasyon işlemi ile anlaşılır.
  • Sekel
    Bir hastalık veya ameliyatın hastada bıraktığı bozukluklara sekel adı verilir.
  • Sentromer
    Hücre bölünmesi esnasında kardeş kromatitlerin ayrılması için mitotik iğ liflerinin bağlanmasının sağlandığı kromozomlar üzerinde yer alan noktalara sentromer adı verilir.
  • Semelpar ve İteropar Farkı
    Bir tür, hayatı boyunca tek bir üreme olayı gerçekleştirdikten ssonra ölmesi ile karakterize edilirse semelpar ve yaşamı boyunca çoklu üreme döngüleriyle karakterize edilirse iteropar olarak kabul edilir. Yani semelpar canlılar ömürleri boyunca tek sefer üreyen canlılarken, iteropar canlılar birçok kez üreyebilir. Örneğin bütün tahıllar semelpardır.
  • Seroloji
    Kan, serum ve diğer vücut sıvılarının analizleriyle meşgul olan bilime Seroloji adı verilir.
  • Serotip
    Serotip, bakteri ve virüslerin alt tür seviyesindeki birbirinden farklı çeşitlemelerine serovar veya serotip adı verilir. Bu, özellikle epidemiyoloji için önemlidir.Serotipler ilk defa Rebecca Lancefield tarafından 1933'te yayımlanmış bir makalede adlandırılmışlardır.
  • Sıvap
    Ucuna pamuk veya bez takılı bir çubukla bedensel delik veya açıklıklardan DNA, doku, sıvı numunesi vb. alma işlemine verilen addır.
  • Sindirim
    Yenilen besinlerin vücut tarafından daha kolay emilebilmesi için küçük parçalara ayrılması durumudur.
  • siRNA
    siRNA, tipik olarak 20-24 baz çifti uzunluğunda miRNA’ya benzer ve çift sarmallı bir RNA molekülüdür, transkripsiyondan sonra mRNA'yı bozarak tamamlayıcı nükleotid dizileri ile spesifik genlerin ekspresyonuna müdahale eder, translasyonu önler.
  • Son evrensel ortak ata (LUCA)
    Son evrensel ortak ata (LUCA), dünyada farklı zamanlarda ve farklı yerlerde yaşamış olan tüm canlıların ortak atası olan son türdür.
  • STR
    Mikrosatelitler, Basit dizi tekrarları, veya Kısa Bitişik Tekrarlar (STR) DNA'da bulunan, 1-6 baz çifti uzunluğundaki tekrar eden dizilerdir. Mikrosatelitler genetik anlamda nötral ve eş-baskındır. Genetikte bunlar akrabalık ve topluluk araştırmaları için moleküler belirteç olarak kullanılır.
  • Şaperon
    Şaperon, proteinlerin katlanarak üç boyutlu hâle gelmesi işleminde yer alan refakatçi proteinlerdir. Aynı zamanda proteinlerin ribozomca sentezlenmesinden sonra zamanı gelmeden katlanmalarını engeller ve yanlış katlanmış proteinleri düzelterek, onarılması mümkün olmayan proteinleri parçalar.
  • Tamamlayıcı DNA (cDNA)
    Tamamlayıcı DNA, Komplementer DNA veya cDNA, genetikte, ters transkriptaz enzimiyle katalizlenen bir reaksiyonda şablon olarak kullanılan olgun bir mRNA'dan sentezlenen DNA paçasına verilen addır. cDNA genellikle ökaryot genlerini prokaryotlara klonlamada sıklıkla kullanılır.
  • Tek nükleotid polimorfizmi (Single nucleotide polymorphism, SNP)
    Tek nükleotid polimorfizmi (Single nucleotide polymorphism, SNP), bir DNA molekülünün bir segmentindeki adenin (A), timin (T), guanin (G) veya sitozin (C) gibi temel yapı taşlarından sadece birini etkileyen, genetik sekanstaki bir varyasyondur.
  • Ters Transkripsiyon
    Ters transkripsiyon, bir RNA kalıptan tek zincirli bir DNA sentezlenmesidir, buna RNA yönlendirmeli DNA sentezi (RNA-directed DNA syntesis) de denir. DNA kopyasını yapan enzime ters transkriptaz ismi verilir. Transkripsiyon ve ters transkripsiyon arasındaki temel fark, transkripsiyonun DNA genomunun RNA moleküllerine kodlanması, ters transkripsiyon ise RNA genomunun DNA moleküllerine kodlanmasıdır.
  • Traje
    Mermi çekirdeğinin vücut dokuları içinde izlediği yola traje adı verilir.
  • Transfüzyon
    Bütün bir kan ya da kanın içinde bulunan trombosit, plazma veya eritrosit gibi maddelerin ihtiyacı olan kişilere iğne yolu ile aktarılmasına transfüzyon, kan nakli adı verilir.
  • Transkripsiyon
    Transkripsiyon (veya yazılma veya yazılım), DNA'yı oluşturan nükleotit dizisinin RNA polimeraz enzimi tarafından bir RNA dizisi olarak kopyalanması sürecidir. Başka bir deyişle, DNA'dan RNA'ya genetik bilginin aktarımıdır.
  • Transkripsiyon Faktörü (TF) proteinleri
    Transkripsiyon Faktörü (TF) proteinleri, DNA üzerindeki belirli bölgelere bağlanan DNA bağlayıcı proteinlerdir. Transkripsiyon faktörlerinin amacı, RNA polimerazın promotörü bulmasına yardımcı olmaktır. TF, transkripsiyonu hızlandırmak veya transkripsiyonu durdurmak için hareket edebilir.
  • Translasyon
    Translasyon, transkripsiyon sonucu oluşan mRNA'lardaki koda uygun olarak ribozomlarda gerçekleştirilen amino asit zinciri veya polipeptit sentezi sürecidir, daha sonra üretilen amino asit zinciri veya polipeptit uygun bir şekilde katlanarak etkin bir protein haline gelmektedir.
  • Tümör
    Tümör, yaşamın herhangi bir döneminde organizmanın bir bölümündeki hücrelerin biyolojik niteliklerinin düzenleyici kurallara uyum göstermemesi ve sınırsız olarak çoğalması sonucu vücudun kendi hücrelerinden oluşan bir kitle.
  • Varyasyon
    Populasyon içerisinde her bir karakter veya karakter kümeleri bakımından, farklı morfolojiye sahip bireyler oluşur. İzlenen bu çeşitliliğe ve değişikliklere, varyasyon denilir. Genetik veya genetik olmayan çeşitli faktörler ile zaman içerisinde meydana gelirler.
  • Vazopressin
    Vasopressin, ve Antidiüretik Hormon (ADH) olarak da bilinen Arginin Vasopressin (AVP), insan dahil olmak üzere memelilerin büyük çoğunluğunda bulunan bir hormondur. Vasopressin'in birincil görevi, böbreklerden su geri emilimini arttırmaktır.
  • Vejetasyon
    Mantar şeklinde uzantılarla belirgin, anormal doku artımı; bu nitelikle belirgin patolojik doku kitlesine vejetasyon adı verilir.
  • Vezikül
    Vezikül, hücre biyolojisinde vezikül, maddeleri depolayan veya taşıyan kapalı zardan oluşan, görece küçük hücre içi bir kesedir.
  • Virüs
    Virüsler kısaca zorunlu hücre içi parazitleridirler. Her ne kadar tartışmalı olsa da yaygın bilimsel kanıya göre "canlı olmayan; ancak canlılığın eşiğinde olan varlıklar" olarak tanımlanmaktadır. Bölünerek çoğalmazlar, çoğalmak için konak hücresini ve enzimlerini kullanırlar. Canlı hücreyi enfekte etme yeteneği taşıyan ergin virüse virion adı verilir.
  • Viskozite
    Viskozite bir akışkanın akmaya karşı gösterdiği dirençtir. Viskozitesi yüksek olan sıvılar ağdalı olarak tanımlanırlar. Akışkanlar hariç tüm gerçek akışkanlar yüzey gerilimine karşı direnç gösterirler. Örnek verilecek olursa, ağdalı yapıdaki bir balın viskozitesi sudan büyüktür.
  • Yüzey Aktif Madde
    Yüzey aktif maddeler, suda veya sulu bir çözeltide çözündüğünde yüzey gerilimini etkileyen kimyasal bileşiklere verilen isimdir. Yüzey aktif maddeler aynı zamanda iki sıvı arasındaki yüzeyler arası gerilimi de etkiler.
  • Zooloji
    Zooloji veya hayvan bilimi, biyolojinin hayvanları çeşitli yönleriyle inceleyen alt bilim dalıdır. Eski çağlarda yaşamış ve bugün soyu tükenmiş birçok tür ve günümüzde yaşayan bütün hayvanlar, zoolojinin inceleme alanına girmektedir.
söz.png
bottom of page